Kilo Kontrolü Paketi

Kilo kontrolünde neden zorlandığınızın anlayamıyorsanız, bu test size yardımcı olacaktır. Erkekler ve kadınlar için uygulanan bu testin içeriğinde anemi, tiroid fonksiyonu ve kolesterol testleri ile stres, diyabet ve hormon testleri bulunur.

Test Sayısı
23
Örnek Tipi
Kan
Tahmini Sonuçlanma Süresi
Tahmini sonuçlanma süreleri numunelerin laboratuvara ulaştıktan sonra geçen süreyi belirtmektedir.
3 Saat

Adresinizde talep ettiğiniz hizmetin gün ve saatini belirtir misiniz?

Hizmeti talep ettiğiniz tarih ve saat, Memorial Evde Bakım Ekibimizin sizi araması sonrasında onaylanacaktır.Pazar günleri ve resmi tatillerde hizmet talebinde bulunmak için canlı destek üzerinden hasta danışmanlarımız ile görüşebilirsiniz.

Online Doktor Görüşmesi ister misiniz?

Sonuçlarınızın belirlenen doktorlarımız tarafından Online Doktor Görüşmesi ile değerlendirilmesini ister misiniz?

Online Doktor ile sonuçlarınızın değerlendirilmesi ek 250 TL ile ücretlendirilecektir.

Kupon kodunuz varsa bir sonraki adımda kullanarak indirimden faydalanabilirsiniz.

Bu Test Benim için Uygun mu?

Sebepsiz yere kilo mu alıyorsunuz ve bu konuda hormonlarınızın suçlu olup olmadığını mı bilmek istiyorsunuz? Birbiri ardına diyet deniyor ama asla sonuca varamıyor musunuz? Ya da istediğiniz halde bir türlü kilo alamıyor musunuz? Bu soruların yanıtlarını ve kilo kontrolünü sağlayamamanızın tıbbi bir nedeni olup olmadığını öğrenmek istiyorsanız, bu test tam size göre.

Kilo Kontrolü Paketi Hakkında

Özel Talimatlar

Test örneğini sabah saatlerinde ve aç karnına vermeniz önemlidir. Testinizden 48 saat önce ağır egzersiz yapmaktan ve et açısından zengin yemek yemekten kaçının. Herhangi bir vitamin veya mineral takviyesi almadan önce bu testi yaptırmalısınız.

Uzman Görüşü

İdeal vücut kitle indeksine sahip olmak her zaman kolay olmayabilir. Düzenli egzersiz, doğru beslenme, dingin bir ruhsal durum ve sağlıklı bir metabolizmaya sahip olmak gerekir. Yorgunluk, enerji düşüklüğü, moral bozukluğu ya da motivasyon eksikliği kilo vermeyi zorlaştırarak ideal bir kiloya ulaşmayı engelleyebilir. Kilo kontrolü test paketi, kilo kaybının durmasının ya da beklenmedik şekilde kilo alınmasının olası nedenlerini araştırmak için uygulanır.  Ayrıca, kişinin sağlık durumunun anlaşılmasına yardımcı olan kolesterol ve karaciğer sağlığı gibi bazı önemli sağlık göstergelerini ortaya koyar. Bu test paketi, kişilerin diyetine bağlı kalmak için neden enerji ve motivasyondan yoksun olabileceğini belirlemeye yardımcı olacak demir ve D vitamini testleri, kilo alımına neden olup olmadığını görmek için tiroid fonksiyon testleri, orta bölgenizde kilo depolamanıza neden olabilecek kortizol ve diyabet testlerini içeriyor. Bununla birlikte kadın ve erkeklerdeki hormon dengesindeki değişiklikler de kilo kontrolünü ve vücut şeklini etkileyebildiğinden, kadınlarda FSH seviyeleri, testesteron ve östradiol seviyelerine de bakılmalıdır.

İçerdiği Test Grupları

İnsan metabolizması için büyük öneme sahip demir mineralinin vücuttaki seviyesinin ve depolanma durumunun öğrenilmesi için yapılması gereken bir testtir. Geçmeyen yorgunluk, sık üşüme, baş ağrısı ve dönmesi, kulak çınlaması, iştahsızlık, saç dökülmesi, tırnaklarda kırılma ve çizgili görünüm, cinsel isteksizlik, unutkanlık, sinirlilik, eklem ve kas ağrıları gibi problemler demir eksikliğine işaret edebilir. Demir değerlerinin yüksekliği ise çeşitli hastalıklardan kaynaklanabilmektedir. Bu nedenle demir testi önem taşımaktadır.
Ferritin, metabolizma ve hücre reaksiyonları için oldukça önemli bir mineral olan demiri vücutta depolayan ve salınımını kontrol eden  bir protein kompleksidir. Ferritin testi, vücutta demir düzeyinin tespiti amacı ile yapılmaktadır. Vücutta demir eksikliği durumunda yeterli miktarda oksijen alamayan organ ve dokuların işleyişinde problemler meydana gelir. Yorgunluk, asabiyet, baş ağrısı ve baş dönmesi, unutkanlık, saç dökülmesi, üşüme, cinsel isteksizlik gibi belirtiler düşük ferritin oranına bağlı olarak ortaya çıkabilir. Çeşitli karaciğer rahatsızlıkları, tiroid problemleri, diyabet, Hepatit C ve lösemi de ferritin yüksekliğine yol açabilir.

Kan şekeri de denilen glikoz, kanda bulunan ana şekerdir. Tüketilen yiyeceklerden gelen glikoz, vücudun ana enerji kaynağını oluşturur. Kan yoluyla enerji için kullanılmak üzere vücudun tüm hücrelerine glikoz taşınır. Kandaki glikoz oranının yüksek veya düşük olması ciddi tıbbi sorunlara neden olabilir. Yüksek kan şekeri seviyeleri (hiperglisemi), kalp hastalığına, körlüğe, böbrek yetmezliğine ve diğer komplikasyonlara neden olabilen bir şeker hastalığı belirtisidir. Düşük kan şekeri seviyeleri (hipoglisemi) ise tedavi edilmezse beyin hasarı da dahil olmak üzere büyük sağlık sorunlarına yol açabilir. Glikoz testi, kişinin kanındaki glikoz (şeker) seviyesinin ölçülerek diyabet taramasının yapıldığı bir uygulamadır.
Kişi bazı durumlarda yeterince insülin üretemiyorsa veya vücut hücreleri etkilerine karşı dirençliyse (insülin direnci), glikoz vücut hücrelerinin içine giremez, böylece hücreler aç kalır ve kandaki şeker seviyesi tehlikeli bir şekilde yükselir. Bu durum diyabet, böbrek hastalığı, kalp ve damar hastalıkları, görme sorunları ve nörolojik problemler dahil olmak üzere çeşitli hastalıklara sebep olabilir. Hiperinsülinemi ise en sık pankreastaki adacık hücrelerinin tümörü (insülinomalar) veya aşırı miktarda uygulanan (eksojen) insülin olan kişilerde görülür. Bazal insülin testi, uzun etkili insülin dozlarının sizin için uygun olup olmadığının kontrol edilmesini sağlar. Terleme, çarpıntı, baş dönmesi, bayılma gibi belirtilerle kan şekeri seviyesi düşük olduğunda; diyabet varlığında, insülin üretiminin izlenmesi gerektiğinde, bazen insülin direncinden şüphelenildiği durumlarda bu test değerlendirilmesi gereken değerleri ortaya çıkartır. Uzun etkili insülin, bazal insülin olarak da adlandırılır.
Bu test, vücudunuzun glikozu işlemede zorluk yaşamaya başlayıp başlamadığına işaret eder ve prediyabet ya da diyabet geliştirme riski taşıyıp taşımadığınız konusunda bir gösterge niteliği taşır. İnsülin direncini öğrenmek, diyabet ve diğer sağlık sorunlarını önlemeye yardımcı olabilecek yaşam tarzı değişikliklerine başlamanın ilk basamağını oluşturur. Fazla kilolu, yüksek oranda göbek yağına sahip olan ve genellikle hareketsiz bir yaşam tarzı sürdüren kişilerde insülin direnci gelişme riski daha yüksek olur.
Hemoglobin A1c, vücudun işleyemediği fazla şekerin akyuvarlarda bulunan hemoglobine bağlanarak birikme miktarını gösterir. Yani bu test kanınızdaki hemoglobin proteinlerinin yüzde kaçının şekerle kaplı olduğunu ölçer. Hemoglobin A1c testi son iki ila üç aydaki ortalama kan şekeri seviyesini yansıtır. A1c seviyesi ne kadar yüksek çıkarsa, kan şekeri kontrolü o kadar zayıf ve diyabet komplikasyonları riski o kadar yüksek olur. A1c testi, tip 1 ve tip 2 diyabeti teşhis etmek için kullanılan yaygın bir kan testidir. Aynı zamanda diyabet hastalarının kan şekeri düzeylerini ne kadar iyi yönettiği de bu test ile izlenebilir. Kırmızı kan hücreleri kan dolaşımında yaklaşık üç ay yaşadığından, HbA1c testi son birkaç ayın ortalama kan şekerini gösterir. Normal bir kan şekeri testinden farklı olarak, HbA1c testi kısa süreli değişikliklerden (örneğin yakın zamanda alınan şekerli bir atıştırmalık) etkilenmez. Hemoglobin A1c testinin belli aralıklarla yapılması, diyabet kontrolünün yanı sıra risk durumunun belirlenip değerlendirilmesine yardımcı olabilir.

Kreatin kinaz, vücuttaki ve beyindeki tüm kas hücrelerinde bulunan bir enzimdir. Kimyasal yapıları biraz farklı olan ancak aynı işleve sahip 3 farklı kreatin kinaz vardır. Her biri belirli organlar için tipik olan çeşitli alt formlardan oluşur. Kas hücreleri, kas hasarı veya kalp krizi nedeniyle hasar görürse, kandaki kreatin kinaz değeri artmaktadır. Yüksek bir kreatin kinaz değeri kaslarda veya kalpte bulunan olası hasardan ya da kas ağrıları gibi zararsız nedenlerden dolayı da olabilir. Ayrıca ameliyatlar, yoğun fiziksel efor, Parkinson hastalığı ve kalıtsal kas hastalıkları sonucu da kreatin kinaz değeri yükselebilmektedir.

Trigilseridler kanda bulunan bir tür yağdır. VLDL ve şilomikronlar tarafından kanda taşınırlar. Yemek yendikten sonra fazla kalori trigliseride dönüşür, sonrasında bunlar yağ olarak depolanmak üzere hücrelere taşınır. Vücut enerji istediğinde trigliseridler serbest kalır. Kalp hastalığı riskini araştırmak için trigliserid testi yapılır. Ayrıca yüksek trigliserid düzeyi nedeniyle tedavi görülüyorsa takip amaçlı da trigliserid testi istenir. Diyabeti olan hastalarda eğer kan şekeri kontrol altında değilse trigliserid değeri yüksek çıkabilir.
Kolesterol vücutta bulunan önemli bir yağdır. Her zaman kötü olarak bilinse de hücre zarlarını oluşturmak ve bazı hormonların üretimini sağlamak gibi görevleri bulunur. Toplam kolesterol, kanınızdaki hem iyi (HDL) hem de kötü (LDL, VLDL ve HDL olmayan) tüm kolesterolün bir ölçüsüdür. Kolesterol, yağ asitlerini vücutta taşır ve farklı kolesterol türlerinin seviyelerine bakarak kalp ve damar hastalıkları ile ilgili risklere ilişkin fikir verir. Karaciğer vücuttaki kolesterol seviyelerini düzenler; ayrıca kolesterolü vücutta taşıyan çeşitli lipoproteinleri sentezler. Total kolesterol testiyle bu parametreler ölçülür.
HDL kolesterol ya da yüksek yoğunluklu lipoprotein, vücuttaki kolesterolü kan dolaşımından uzaklaştıran ve onu karaciğere taşıyan ve burada parçalanıp safrada vücuttan atılan bir moleküldür. HDL kolesterol yaygın olarak 'iyi kolesterol' olarak bilinir. HDL düzeyi düşük çıktığında kalp hastalığı riski taşıma oranını gösterebilir. Kalp damar hastalığı tespitinde ya da kolesterol tedavisi esnasında tedavi takibi için uygulanır.
LDL kolesterol, kolesterol, trigliseritler ve diğer yağları vücuttaki çeşitli dokulara taşıyan lipit ve proteinlerden oluşan bir moleküldür. Genellikle 'kötü kolesterol' olarak adlandırılan çok fazla LDL kolesterol, arter duvarlarında yağ birikintilerinin birikmesine neden olarak potansiyel olarak ateroskleroz ve kalp hastalığına yol açabilir. LDL kolesterol testi kalp hastalıklarının tespitinde, kolesterol tedavisinin takibinde kullanılır.

Üre, proteinlerde bulunan amino asitlerin son parçalanma ürünüdür. Protein parçalanması sonucunda karaciğerde amonyak formunda olan azot ortaya çıkar. Azot, atık ürün üresini oluşturmak için karaciğerdeki diğer kimyasallarla birleşir ve üre kan dolaşımına karışarak böbreklere ulaşır. Böbreklerde kandan süzülen üre, idrar yolu ile vücut dışına atılır. Sağlıklı bireylerdeki sağlıklı böbrekler, vücudun ürettiği ürenin yüzde 90’ından fazlasını dışarı atar. Bu durum böbreklerin sağlıklı çalıştığını gösterir. Böbrek veya karaciğerde görülen hastalıklar, kandaki üre miktarını etkileyebilir. Karaciğerde üre miktarı arttığında veya böbrekler tarafından çıkarılan üre miktarı azaldığında, kan üre oranı yükselir. Yine karaciğerin önemli hasarı veya hastalığından üre üretimi azalırsa kan üre oranı düşebilir. Üre testi kandaki üre seviyesini belirlemektedir.
Ürik asit testi ile vücudunuzdaki ürik asit miktarı ölçülür. Ürik asit, vücut pürin adı verilen kimyasalları parçaladığında ortaya çıkan normal bir atık üründür. Pürinler, kendi hücrelerinizde ve ayrıca bazı gıdalarda bulunan maddelerdir. Yüksek düzeyde pürin içeren yiyecekler arasında; karaciğer, hamsi, sardalye, kuru fasulye ve bira bulunur. Çoğu ürik asit kanda çözüldükten sonra böbreklere gider. Oradan da idrar yolu ile vücuttan atılır. Vücutta çok fazla asit üretimi veya idrar yoluyla yeterince dışarı atılmaması eklemlerde kristaller oluşmasına (gut hastalığına) sebep olabilir. Ayrıca yüksek ürik asit seviyeleri, böbrek taşları ve böbrek yetmezliği gibi farklı rahatsızlıklara da yol açabilir.
Kreatinin vücutta böbrek fonksiyonlarını gösteren en önemli parametrelerden biridir. Kandaki kreatinin miktarının kan testi ile ölçülmesi işlemine serum kreatinin, idrardaki kreatinin seviyelerini ölçme işlemine ise kreatinini klirensi adı verilmektedir.

Enflamasyon ( yangı, iltihap), vücudu mikroplar ve zararlı maddelerden kurtarmak ve doku hasarına karşı korumak için bağışıklık sisteminin kullandığı savunma yöntemdir. Tipik iltihap belirtileri arasında; ateş, kızarıklık, şişme ve ağrı bulunur. Enflamasyon akut veya kronik olabilir. Akut enflamasyona genellikle enfeksiyon veya yaralanmalar neden olur ve geçicidir. Kronik enflamasyona ise artrit, inflamatuar bağırsak hastalığı veya astım gibi kronik de denilen uzun süreli durumlar neden olur. Enflamasyon yani iltihap, kandaki belirli protein seviyelerinin yükselmesine neden olur ve bunlar, bazı durumlarda sebebin yanı sıra bu durumun kapsamını değerlendirmek için ölçülebilir. Vücutta bir iltihap oluştuğunda C-Reaktif Protein(CRP) değeri artar. CRP testi ile kandaki iltihap değeri ölçülmektedir. CRP seviyeleri enfeksiyonlar, iltihaplanma ve çeşitli hastalıklar sonucu yükselmektedir.

Estradiol, vücutta doğal olarak üretilen üç östrojen hormonundan biridir. Erkeklerde ve kadınlarda estradiol bulunur ancak kadınlarda hormon seviyeleri erkeklerden çok daha yüksektir. Estradiol kadınların vücudundaki yağ dağılımını kontrol etmektedir. Bu hormonun amacı üreme sistemini korumaktır. Adet döngüsü sırasında artan estradiol seviyeleri yumurtanın olgunlaşmasına ve salınmasına, döllenmiş yumurtanın tutunmasına izin vermek için de uterus astarının kalınlaşmasına neden olur. Yumurtalıklarda yapılan bir hormondur. Kadınların yaşı ilerledikçe vücutta estradiol değeri düşer, menopoz sürecinde iyice azalır. Üreme sağlığı açısından E2 değerlerinin normal seviyelerde olması çok önemlidir.

Tiroid, boynun ön tarafında bulunan ve metabolizmayı yönetmeye yardımcı olan hormonlar üreten bir bezdir. T3, tiroid bezi tarafından üretilen hormonlardan biridir. Tiroid bezinin fazla ya da az çalışması durumunda salgıladığı hormonların seviyesinde de değişiklik oluşmaktadır. Tiroid bezinin aşırı çalışmasına bağlı gelişen Hipertiroidi hastalığının teşhisinde T3 hormon seviyesinin önemli bir yeri vardır. Serbest T3 düşüklüğünde; unutkanlık, cinsel isteksizlik, saç dökülmesi, kalp atış hızında düşüş, uyku isteği gibi belirtiler görülebilir. Aşırı sinirlenme, sık tuvalete çıkma, ishal ve sık dışkılama, adet düzensizliği, ellerde titreme, çarpıntı gibi belirtiler serbest T3 yüksekliğinden kaynaklanabilir.
Tiroid, boynun ön tarafında bulunan ve metabolizmayı yönetmeye yardımcı olan hormonlar üreten bir bezdir. T4, tiroid bezi tarafından üretilen hormonlardan bir tanesidir. Tiroid bezinin fazla ya da az çalışması durumunda salgıladığı hormonların seviyesinde de değişiklik oluşmaktadır. T4 hormonunun çoğu kandaki proteine bağlanarak işlev görürken, bir kısmı da serbest kalarak vücut ve dokular tarafından kullanılır. T4 hormonu, metabolizmanızın hızını artırmak için üretilir. Hipotiroidi hastalarında kandaki serbest T4 düzeyi düşük iken, hipertiroidi hastalarında bu değer genellikle normal aralığın üzerindedir. Serbest T4 düşüklüğünde; ödem, üşüme, kabızlık, saç dökülmesi, kas krampları, kilo alma, depresyon gibi belirtiler görülebilir. Gözde kuruluk, ışık hassasiyeti, görme problemleri, kaygı bozukluğu, halsizlik gibi belirtiler serbest T4 yüksekliğinde ortaya çıkabilmektedir.
"Tiroid Stimülan Hormon” kelimesinin kısalmasıdır. Türkçe karşılığı “tiroid uyarıcı hormon” demektir. Tiroid bezinin işlevlerini kontrol etmek için beyindeki hipofiz bezi tarafından üretilen bir hormon türüdür. TSH hormonu, aşırı ya da yetersiz çalıştığı zaman bazı sağlık sorunlarına neden olabilir. Tiroid Uyarıcı Hormon (TSH), hipofiz bezi tarafından üretilir ve tiroid bezinin iki hormonu olan tiroksin (T4) ve triiyodotironin (T3) üretmesi için uyarır. TSH düşüklüğünde; ishal, kas güçsüzlüğü, kilo kaybı, yorgunluk, uykusuzluk, üdet döneminde düzensizlik gibi belirtiler görülebilmektedir. Metabolizmanın yavaşlaması, iştah açılması, depresyon, sinirlilik, depresif hal, kalp çarpıntısı, eklem ağrısı gibi belirtiler ise TSH yüksekliği işareti olabilir.

Kortizol, vücudun strese karşı tepkisiyle ortaya çıkan bir hormondur. Kan şekeri ve tansiyon yükselmesine sebep olur. Kortizolun yüksek çıkması ve uzun süre yüksek değerlerde seyretmesi, yükselen tansiyon nedeniyle kan damarlarına zarar verir ve hipertansiyon gelişimine hatta kalp krizine yol açabilir. Vücuttaki kortizol değerinin tespit edilmesi, bu hastalıklara karşı önlem alınması açısından çok önemlidir.

Folik asit testi, vücudumuzdaki yaşamsal sistemlerin çalışabilmesi için gerekli olan folik asit miktarını ölçmek için yapılır. B vitamini ailesinden olan folik asit, bir diğer adıyla pteroylmonoglutamic asit, B9 vitamininin sentetik yapıda olan formudur.  Folat ise besinlerde B9 vitamininin doğal olarak bulunan şeklidir. Gebelik ve emzirme dönemi ile hipertiroidizm, karaciğer hastalıkları, emilim bozuklukları gibi durumlarda, vücudun ihtiyaç duyduğu folik asit miktarı artar. Folik asit, DNA ve RNA oluşturmaya yardımcı olmakta ve protein metabolizmasına katkı sağlamaktadır. Sağlıklı kırmızı kan hücreleri üretmek için gerekli olan folik asidin vücudumuzda eksik olması bazı sorunlara neden olmaktadır. Folit asit eksikliği durumunda; konsantrasyon eksikliği, iştahsızlık ve kilo kaybı, baş ağrısı- baş dönmesi, depresyon ile ağızda yaralar görülebilmektedir. Ayrıca folik asidin vücutta yüksek miktarlarda olması da zararlıdır.
Vücudumuzdaki B12 vitamini seviyesinin ölçümü için yapılan testtir. İnsan vücudundaki B12 vitamini eksikliği birçok soruna davetiye çıkarmaktadır. Sağlımız için gerekli olan vitaminler suda ve yağda çözülebilme özelliklerine göre iki grupta sınıflandırılır. Isıya duyarlı ve suda çözünen bir vitamin olan B12, vücut tarafından üretilmemektedir. B12 vitamini, sinir dokusunun sağlığı ile kırmızı kan hücresi üretimini sağlamaktadır. Vücutta depolanma miktarı düşük olan B12 vitamini içeren besinlerin çok tüketilmemesi ya da bol miktarda tüketilmesine rağmen bağırsakta yeterli derecede emilememesi; unutkanlık, hafıza kaybı ve konsantrasyon bozukluğuna kadar birçok probleme yol açabilmektedir. Yaşlandıkça vücutta tutulumu azalan B12 vitamini eksikliğinin belirtisi; el, kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi, özellikle bebeklerde ve çocuklarda gelişim geriliği, kansızlık, sinir sisteminde bozulma, yürümede zorlanma ve dengesizlik şeklinde ortaya çıkabilmektedir.
25-Hidroksi olarak bilinen D vitamini testi, vücudumuzdaki D vitaminin miktarını ölçmek için yapılmaktadır. Yetişkinler ve çocuklar için en önemli vitaminler arasında yer alan D vitamininin eksikliği birçok sağlık sorununa neden olabilir. Özellikle kemik sağlımız için vazgeçilmez bir vitamin olan D vitamininin eksikliği, kanser gibi hastalıklarda hayati öneme sahiptir. Güneşten ve besinlerden alınan D vitamini, karaciğerde ve böbrekte değişime uğrayarak, daha etkili bir kimyasala dönüşmektedir. Osteomalazi, osteoporoz, paget gibi kemik hastalığı olanlarda, kas- iskelet sistemine ait sorunlar yaşayanlarda, güneş ışığını yeterli düzeyde alamayanlarda, obezite sorunu olanlarda, kısa aralıklarla hamile kalan anne adayları ile emziren annelerde D vitamini eksik çıkabilmektedir. Ayrıca kistik fibrosiz, MS, ülseratif kolit ve Crohn hastalığını teşhis etmek için bu testten yararlanılmaktadır.